pick up - Türkçe İngilizce Sözlük

pick up

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"pick up" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
pick up f. toplamak
They are left to pick up the pieces, so they need help.
Parçaları toplamak onlara kalıyor, bu yüzden yardıma ihtiyaçları var.

More Sentences
pick up f. almak (bir yere gelip/gidip birini)
pick up f. radyoda duymak
pick up f. yerden kaldırmak
Genel
pick up f. kapmak (yer)
She picked up conjunctivitis at the swimming pool.
Yüzme havuzunda konjonktivit kapmış.

More Sentences
pick up f. almak
It contains a diversity of ideas, and I would like to pick up two main points, which refer to the procedure involved.
Çeşitli fikirler içeriyor ve ben ilgili prosedüre atıfta bulunan iki ana noktayı ele almak istiyorum.

More Sentences
pick up f. kaldırmak
The worried housewife heard the telephone ring and quickly picked up the receiver.
Endişeli ev kadını telefonun çaldığını duydu ve hemen ahizeyi kaldırdı.

More Sentences
pick up f. toparlamak
I helped Tom pick up his stuff.
Tom'un eşyalarını toparlamasına yardım ettim.

More Sentences
pick up f. toparlanmak
There are signs that the economy is picking up.
Ekonominin toparlanıyor olduğuna dair işaretler vardır.

More Sentences
pick up f. telefonu açmak
Why did you not pick up your phone?
Neden telefonunu açmadın?

More Sentences
pick up f. algılamak
The auditor picked up some anomalies in the company's accounts.
Denetçi, şirketin hesaplarında bazı anormallikler algıladı.

More Sentences
pick up f. edinmek
I picked up the habit of reading at a young age.
Küçük yaşta okuma alışkanlığı edindim.

More Sentences
pick up f. bulmak
Where did you pick up those old coins?
O eski paraları nerede buldun?

More Sentences
pick up f. hızlanmak
I think the wind's picking up.
Sanırım rüzgar hızlanıyor.

More Sentences
pick up f. arabayla almak
If you go to pick up Tom, at what time will you be here, approximately?
Eğer sen Tom'u arabayla almaya gidersen, yaklaşık olarak saat kaçta burada olacaksın?

More Sentences
pick up f. kız tavlamak
Let's pick up a chick.
Hadi bir kız tavlayalım.

More Sentences
pick up f. arabasına almak
Most people won't pick up hitchhikers.
Çoğu insan otostopçuları arabasına almaz.

More Sentences
pick up f. seçmek
You'll find a kid in it I picked up.
İçinde benim seçtiğim bir çocuk bulacaksın.

More Sentences
Öbek Fiiller
pick up f. eşyalarını toplamak
Tom helped Mary pick up her stuff.
Tom, Mary'nin eşyalarını toplamasına yardım etti.

More Sentences
pick up f. toplamak
They are left to pick up the pieces, so they need help.
Parçaları toplamak onlara kalıyor, bu yüzden yardıma ihtiyaçları var.

More Sentences
pick up f. toparlamak
I helped Tom pick up his stuff.
Tom'un eşyalarını toparlamasına yardım ettim.

More Sentences
pick up f. istemek
Do a little research before picking out the club you’d like to join.
Katılmak istediğiniz kulübü seçmeden önce biraz araştırma yapın.

More Sentences
pick up f. toplamak
They are left to pick up the pieces, so they need help.
Parçaları toplamak onlara kalıyor, bu yüzden yardıma ihtiyaçları var.

More Sentences
pick up f. toparlamak
I helped Tom pick up his stuff.
Tom'un eşyalarını toparlamasına yardım ettim.

More Sentences
pick up f. tespit etmek
The auditor picked up some anomalies in the company's accounts.
Denetçi, şirketin hesaplarında bazı anormallikler tespit etti.

More Sentences
pick up f. geliştirmek
Where did you pick up your French?
Fransızcanı nerede geliştirdin?

More Sentences
pick up f. düzelmek
We'll have to tighten our belts if the economy doesn't pick up soon.
Ekonomi yakında düzelmezse kemerlerimizi sıkmak zorunda kalacağız.

More Sentences
pick up f. toparlanmak
There are signs that the economy is picking up.
Ekonominin toparlanıyor olduğuna dair işaretler vardır.

More Sentences
pick up f. edinmek
I picked up the habit of reading at a young age.
Küçük yaşta okuma alışkanlığı edindim.

More Sentences
pick up f. öğrenmek
I just want to pick up one point and be told what the Commission really thinks about it.
Sadece bir noktaya değinmek ve Komisyon'un bu konuda gerçekten ne düşündüğünü öğrenmek istiyorum.

More Sentences
pick up f. hızını artırmak
It took you a while to pick up speed, but now you're really hitting your stride.
Hızını artırman biraz zaman aldı, ama şu an tutabilene aşk olsun.

More Sentences
Deyim
pick up f. toparlamak
I helped Tom pick up his stuff.
Tom'un eşyalarını toparlamasına yardım ettim.

More Sentences
Genel
pick up f. ödül kazanmak
pick up f. iyileşmek
pick up f. toplamak (daha aşağı bir yerde duran şeyleri)
pick up f. fatura ödemek
pick up f. tutuklamak
pick up f. kapmak (koltuk)
pick up f. şans eseri almak
pick up f. şans eseri bulmak
pick up f. düzeltmek
pick up f. şans eseri öğrenmek
pick up f. karakola götürmek (polis birini)
pick up f. kazmak
pick up f. kavramak
pick up f. ilerlemek
pick up f. gelişmek
pick up f. almak (radyo/televizyon istasyonunu/telsiz sinyalini)
pick up f. şans eseri satın almak
pick up f. anlamak
pick up f. arabayla birini almak
pick up f. şans eseri edinmek
pick up f. almak (daha aşağı bir yerde duran şeyleri)
pick up f. kaldırmak (daha aşağı bir yerde duran birini/bir şeyi)
pick up f. toplamak (dağınık bir yeri)
pick up f. tutuklamak (polis birini)
pick up f. hız kazanmak
pick up f. tutup kaldırmak
pick up f. uğrayıp almak
pick up f. adam seçmek (oyun için)
pick up f. kafası almak
pick up f. arabaya almak
pick up f. dostluk kurmak
pick up f. başlatmak
pick up f. elde etmek
pick up f. kendini toparlamak
pick up f. yine başlamak
pick up f. ortadan kaldırmak
pick up f. suçluyu yakalamak
pick up f. (dil) kulaktan kapmak
pick up f. yakalamak
Öbek Fiiller
pick up f. (faturayı) ödemek amacıyla almak
pick up f. (sökülmüş dikişi) yeniden dikmek
pick up f. iğneyi bitmiş bir ilmeğin içine sokarak (örgü veya dikişi) başlatmak
pick up f. arabayla (birini) almak
pick up f. suda boğulmaktan kurtarmak
pick up f. az az kazanmak
pick up f. gayri resmi yollardan öğrenmek
pick up f. derleyip toplamak
pick up f. görüntüsüne denk gelmek
pick up f. tanık olmak
pick up f. (sinyali) kulak ile algılamak
pick up f. muhabbet kurmak
pick up f. peşine düşmek
pick up f. (oyuncu repliğine) çabucak cevap vermek
pick up f. atletik müsabakada birlikte hareket etmek
pick up f. eldeki malzemelerden (yemek) hazırlamak
pick up f. şevk vermek
pick up f. coşturmak
pick up f. temposunu yükseltmek
pick up f. kaldığı yerden devam etmek
pick up f. (av köpeğini) çağırmak
pick up f. eski hızına/gücüne kavuşmak
pick up f. iyiye gitmek
pick up f. (fırsatı) yakalamak
pick up f. araklamak
pick up f. enselemek
pick up f. kendine gelmek
pick up f. suçluyu yakalamak
pick up f. tutmak
pick up f. yerden almak
pick up f. satın almak
pick up f. talep etmek
pick up f. geri almak
pick up f. temizlemek
pick up f. düzenlemek
pick up f. organize etmek
pick up f. yerleştirmek
pick up f. enfeksiyon kapmak
pick up f. arttırmak
pick up f. yükseltmek
pick up f. biriktirmek
pick up f. çoğaltmak
pick up f. saptamak
pick up f. alıp yürümek
pick up f. gelişmek
pick up f. yoluna girmek
pick up f. iyileşmek
pick up f. birini kucağına almak
pick up f. birini kaldırıp/kucağına alıp taşımak
pick up f. birini kucaklayıp kaldırmak/taşımak
pick up f. dış görünüşünü, durumunu, ruh halini iyileştirmek
pick up f. dış görünüşünü, durumunu, ruh halini düzeltmek
pick up f. kendine çeki düzen vermek
pick up f. kendini toplamak
pick up f. kendini zor/kötü durumdan çıkarmak
pick up f. tekrar ayağa kalkmak
pick up f. kendine gelmek
pick up f. yolcu almak
pick up f. yük almak
pick up f. aracı yüklemek
pick up f. yolcu/yük bindirmek
pick up f. öylesine bir şey almak
pick up f. alıvermek
pick up f. gelişigüzel alıvermek
pick up f. oranını yükseltmek
Deyim
pick up f. arabaya almak
pick up f. canlılığını kazanmak
pick up f. çabucak sıkı fıkı olmak
pick up f. iyileşmek
pick up f. iyi olmak
pick up f. kulaktan dolma öğrenmek
pick up f. kulaktan öğrenmek
pick up f. kendini toparlamak
pick up f. pratik yaparak öğrenmek
pick up f. sağlığı düzelmek
pick up f. yakınlaşmak
pick up f. (cinsel ilişki için) arkadaş bulmak
pick up f. yatak arkadaşı bulmak
pick up f. üzerinde fazla çalışmadan öğrenmek

"pick up" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
crystal pick up i. pikap iğnesi
pick up line i. karşı cinsi tavlama sözleri
pick up line i. karşı cinsi ayartma sözleri
pick-up i. plakçalar
pick-up i. kamyonet
pick-up i. pikap
pick-me-up i. canlandırıcı içki
drop-off and pick-up area i. yolcu indirme/bindirme alanı
pick-up service i. götürme-getirme servisi/hizmeti
pick-me-up i. enerji veren şey
pick-me-up i. enerji deposu şey
parent pick up i. çocuğu okuldan ebeveyinlerinin alması
pick-up stick i. mikado oyun çubuğu
pick-up dinner i. artan yemeklerden hazırlanan öğün
pick-up sticks i. mikado oyunu
pick-up stick i. argacın arıştan geçirilmesi için kullanılan sivri uçlu alet
pick-up dinner i. eldeki ürünlerle hazırlanan yemek
pick oneself up f. yere düşmüşken ayağa kalkmak
pick up someone's trail f. takip edilen birinin izini bulmak
pick up the scene of f. kokusunu almak
pick up the tab (for something) f. ödemek
pick up the tab f. ödemek
try and pick up birds f. kız tavlamak
pick up speed f. hızlanmak
pick oneself up f. toparlanmak
try and pick up f. tavlamak
pick up the tab for f. parasını ödemek
pick up a language f. kulaktan kapmak
pick up the receiver f. ahizeyi kaldırmak
pick up from the hotel f. otelden almak
(market) pick up f. piyasa açılmak
pick up a scent f. koku duymak
pick up the phone f. telefonu açmak
pick up the empties f. boşları almak
pick up the empties f. (masanın) boşlarını almak
pick up in person f. elden almak
pick up the cost f. faturası birine çıkmak
pick up the phone f. telefona cevap vermek
pick up bad habits f. kötü alışkanlıklar edinmek
pick up an illness f. hastalık kapmak
pick up a distress call f. imdat çağrısı almak
kneel down to pick it up f. almak için yere eğilmek
pick up the empties f. boşları toplamak
pick up someone from the airport f. birini havaalanından almak
pick up the heat signals f. sıcaklık sinyallerini toplamak
pick up the deceased from the hospital f. merhumu hastaneden almak
pick up speed f. hız kazanmak
pick up a fare f. taksiye müşteri almak
pick up one's child from school f. çocuğu okuldan almak
pick someone up from the airport f. birini havaalanından almak
bend over to pick something up f. bir şeyi almak için yere eğilmek
pick (it) up on the first ring f. ilk çaldırışta telefona cevap vermek
pick (it) up on the first ring f. ilk çaldırışta telefonu açmak
pick (it) up on the first ring f. ilk çaldırışta telefona bakmak
pick up a ticket f. bilet almak
pick up a disease f. bir hastalık kapmak
(the snow) to pick up f. kar toplamak
pick up rubbish f. çöp toplamak
pick up toys f. oyuncak toplamak
pick up cobwebs f. örümcek ağlarını toplamak
pick it up off the ground f. yerden almak
Öbek Fiiller
pick up on f. anlamak
pick up on f. idrak etmek
pick up on f. takdir etmek
pick up on f. benimsemek
pick up on f. farkına varmak
pick up on f. kullanmaya başlamak
pick up after (someone or oneself) f. dağıttıklarını toplamak
pick up after (someone or oneself) f. arkasından toplamak
pick up after f. dağıttıklarını toplamak
pick up after f. arkadan toplamak
pick up after f. arkasını toplamak
pick up after (someone or oneself) f. arkasını toplamak
pick somebody up f. bekleyen birisini bulunduğu yerden almak
Konuşma Dili
pick-up i. kaçamak yaptığı/yapılan kişiler
pick-up i. yatılan kişiler
pick-up i. kişilerin kendi arasında yaptığı resmi olarak düzenlenmeyen maç
pick-up i. öylesine yapılan spor
pick-up i. (bardan, gece kulübünden) kaldırılan kişiler
pick-up i. gayri resmi olarak düzenlenen spor müsabakası
pick-up i. kaldırdığı kişiler
pick-up i. eğlencesine yapılan maç
pick-up line i. karşı cinsi tavlama sözleri
pick-up line i. karşı cinsi ayartma sözleri
pick up speed f. hızlanmak
pick up the tab f. hesabı çekmek
have a pick-me-up f. canlandırıcı bir şey yapmak
have a pick-me-up f. enerjisini yükselten/yükseltecek bir şey yapmak
have a pick-me-up f. moral veren bir şey yapmak
have a pick-me-up f. modunu yükselten bir şey yapmak
pick up the pace expr. hızlanın
bopus (buy online, pick up in-store) expr. internetten satın al, mağazadan teslim al
bopus (buy online, pick up in-store) expr. internetten öde, mağazadan al
Deyim
pick-up community i. kendilerini kadınları tavlama taktiklerine adamış erkek topluluğu
pick-up community i. kadınlar nasıl tavlanır topluluğu
pua (pick-up artist) i. baştan çıkarma ustası
pick-up artist i. kız tavlama ustası
pick-up artist i. baştan çıkarma ustası
pua (pick-up artist) i. kız tavlama ustası
pick up the bill f. bedelini ödemek (genellikle sorumlu olmadığı bir şeyin)
pick up the bill f. hesabı ödemek
pick up the bill f. masrafı çekmek
pick up the tab f. ödeme yapmak
pick up the tab f. parayı çekmek
pick up the pieces f. kendine gelmek
pick up the pieces f. işleri düzene sokmak
pick up the pieces f. eski durumuna gelmeye çalışmak
pick up the pieces f. yaşanılan sorunun etkilerini yok etmeye çalışmak
pick up the bill f. hesabı çekmek
pick up the pace f. hızlanmak
pick up the pace f. tempoyu arttırmak
pick up on something f. hemen kavramak
pick up on something f. çabucak anlamak
pick up on something f. fark etmek
pick up on something f. anlamak
pick up on something f. önceki (daha önce konuşulan) konuya geri dönmek
pick up where someone leave off f. kaldığı (bıraktığı) yerden devam etmek(yeniden başlamak)
pick up the ball and run with it f. bir fikri veya planı alıp geliştirmek
pick up the check f. ödeme yapmak
pick up the check f. hesabı ödemek
pick up the tab f. hesabı ödemek
pick up the trail f. izini bulmak
pick up your marbles and leave f. pılını pırtısını toplayıp gitmek
pick up your marbles and go home f. tası tarağı toplayıp gitmek
pick up your marbles and leave f. tası tarağı toplayıp gitmek
pick up your marbles and go home f. pılını pırtısını toplayıp gitmek
pick up on something f. bir konuya değinmek
pick up the slack f. boşluğu doldurmak
pick up the slack f. birinin yarım bıraktığı işi devam ettirmek
pick up the slack f. boşluğunu doldurmak
pick up the pace f. tempoyu artırmak
pick up steam f. toparlanmak
pick up steam f. eskisinden daha iyi bir duruma gelmek
pick up the tab (for something) f. hesabı ödemek
pick up the pieces f. (bir afetten vb sonra) yaralarını sarmak
pick up sticks f. tası tarağı toplayıp gitmek
pick up after someone f. arkasını toplamak
pick up the threads of something f. (özellikle ciddi sorunlardan sonra) tekrar/yeniden başlamak
pick up the slack f. (görev anlamında) birinin yerine geçmek
pick up steam f. ivme kazanmak
pick up your marbles and leave f. tasını tarağını toplayıp gitmek
pick up your marbles and go home f. tasını tarağını toplayıp gitmek
pick up the gauntlet f. meydan okumayı kabul etmek
pick up the gauntlet f. kavgaya girmek
pick up the gauntlet f. kolları sıvamak
pick up the gauntlet f. karşı meydan okumak
pick up the gauntlet f. tartışmaya girmek
pick up the gauntlet f. meydan okumaya karşılık vermek
pick (something) up where (one) left off f. (bir şeyi birinin) bıraktığı yerden tekrar başlatmak
pick (something) up where (one) left off f. (bir şeyi birinin) bıraktığı yerden devam ettirmek/sürdürmek